18 Şubat 2010 Perşembe

nazunya

Nazunya sıradan bir çiçektir. Yolların kenarında kendiliğinden büyüyen bir otsu çiçektir. O kadar sıradandır ki, kimse bakmaz bile. O değerli bir gül değildir. Nadir bulunan bir lotus değildir. Bir göl üstünde yüzen, nadir bir lotusun güzelliğini görmek kolaydır. Bir mavi lotusu nasıl göremezsin? Bir an için onun güzelliğine kapılmaya mahkûmsun. Ya da güneş altında, rüzgârla dans eden güzel bir gül. Bir an için sana sahip olur. Olağanüstüdür. Ama Nazunya sıradan, adi bir çiçektir. Bakıma ya da bahçıvana ihtiyaç duymaz. Her yerde kendi kendine büyür. Bir Nazunya’ya dikkatle bakmak için, bir meditasyoncu gerekir. İnce bir bilinç gerekir. Aksi halde onu kaçırırsın. Görünür bir güzelliği yoktur. Onun güzelliği derindedir. Onun güzelliği sıradandır. Ancak o sıradanlık, olağanüstülüğü barındırır. Nazunya’da bile. Ona kalbinle bakmadığın sürece göremezsin.
“Çitin yanında yeşeren Nazunya’nın şiire konu olacak ne önemi var?” diye düşünürsün.Basho’nun Japonca şiirindeki son hece olan “Kana” ancak bir ünlem işareti ile çevrilebilmiştir. Çünkü onu çevirmenin başka bir yolu yoktur. Kana’nın anlamı, “Hayret ettim”dir. Şimdi, güzellik nereden geliyor? Nazunya’dan mı geliyor? Binlerce insan o çitin yanından yürüyüp geçmiş ve kimse dönüp o küçük çiçeğe bakmamıştır. Basho ise, onun güzelliğinden büyüleniyor ve başka bir dünyaya ışınlanıyor. Ne oldu? Burada etken Nazunya değil. Yoksa herkes onu fark ederdi. Asıl etken Basho’nun görüşüdür. Açık kalbidir. Empatik vizyonudur. Meditasyona hazır olmasıdır. Meditasyon, simyadır. Herhangi bir metali altına çevirir. Bir Nazunya’yı Lotus çiçeğine dönüştürür.Dikkatle baktığım zaman...Dikkatle kelimesinin anlamı; farkındalıkla, tüm varlıkla, meditasyonla, sevgiyle, duyarlılıkla demektir. Biri umarsızca bakabilir. Ve o zaman bütün olayı kaçırır. Dikkatlice sözcüğü, bütün anlamlarıyla hatırlanmalıdır. Ancak asıl kökeni, meditasyonladır. Bir şeyi meditasyonla görmek ne demektir? Zihin olmadan bakmak! Zihinsiz bakmak! Bilincinin üzerinde hiçbir düşünce bulutu olmadan bakmak. Ne gelip geçen bir anı, ne de bir arzu. Hiçbir şey. Tam bir boşlukla.Böyle bir zihinsizlik haliyle baktığın zaman, bir Nazunya bile başka bir dünyaya dönüşür. Cennetin bir lotus çiçeği olur. Artık bu dünyanın bir parçası değildir. Sıradanlığın içinde olağanüstülük bulunmuştur. Sıradanlığın içinde olağanüstülüğü bulmak! Her şeyi o an içinde bulmak!
alıntı
''''bu cıcek nazunya mı?? muhtemelen degıl. bu bızım dılımızde fatmagül olarak bılınıyor. yol kenarlarında acan kaba yapraklı bır cıcek. ama acmaya basladıgı zaman cesıtlı renklerıyle benı büyülüyor. kendı kendımden süpheye düsmeme neden olmustu. herkes güzel ve nadıde cıceklerı en mükemmel sekılde fotograflarken ben renk renk fatmagüllerın önüme cıkan hıc kımsenın yüzüne bıle bakmadıgı mınıcık cıckelerın fotograflarını cekıyordum. bende bır tuhaflık olmalıydı. ta ki bu yazıyı okuyana kadar...simdiyse...bana düşen, sadece sükretmek...'''

8 Şubat 2010 Pazartesi

2


















skyline


1


salda - 4


salda - 3




yarışlı - burdur




"Güneş pırıl pırıl masmavi bir gökyüzünde parlıyordu. Vadinin sol tarafında sarp kaya parçaları gökyüzüne ulaşıyor ve beyaz bulut kümelerini arkalarında saklıyorlardı. Sağ tarafta yemyeşil bir çam ormanı tatlı bir meyille yükseliyor ve ufukta beyaz bulut kümeleri içinde sanki kayboluyordu. Vadinin tabanı belki bir kilometre açıklıkta idi ve ortasından geçen büyükçe bir dere, tepelerdeki kar sularını aşağılara taşıyordu.
"Bizim arabamızı park ettiğimiz yerin hemen solunda ufak bir tahta köprü vardı ve köprünün altından geçen sular kayalara çarparak bir şelale sesi çıkarıyorlardı. Vadi kır çiçekleriyle doluydu ve bu kır çiçekleri yemyeşil otların arasına karışmış muhteşem bir renk cümbüşü oluşturuyordu.
"Arkadaşımla beraber vadinin solunu takip eden patikaya girdik ve tatlı bir meyille dereyi sağımıza alarak yukarılara çıkmaya başladık.
"Arkadaşım, konuşmaya devam ediyordu: 'Hep böyledir zaten. Önce bir laf söyler, güvenirsin. Kendini ona göre ayarlarsın. İ-ki gün sonra fikrini değiştirir. Gel de güven böyle insana. Tutarlılık diye bir şey yok! Esasında niye şaşırıyorum ki? Her zaman yaptığı şey! İçimden ona telefon edip, şöyle bir güzel haddini bildirmek geldi. Hiçbir gün senin bir lafına güvenemeyecek miyiz? Sersemin yaptığına bak.'
"Ben arkadaşımı gözlüyordum. O an ne güneşin, ne bulutların, ne çamların, ne vadideki çiçeklerin, ne tertemiz havanın, hiçbir güzelliğin farkında değildi. Gözlemleyen bilincimle bir yandan onu dinliyordum, bir yandan da içinde bulunduğum o muhteşem güzelliği izliyordum, bir yandan da, 'ne kadar yazık oluyor şimdi ve şu ana,' diye düşünüyordum.
doğan cüceloğlu



























salda - 2


























taş


salda


deniz - 1


hayat


aslanagzı - 1







bahar




badem


sandal


çiçekler